Mültecilerle ilgili sivil toplum faaliyetlerinin önemli bir ayağının, mültecilerin gündelik hayatlarında karşılaştıkları uyum sorunlarının aşılmasına katkıda bulunmak olduğu söylenebilir. “Suriyeli Mültecilerin Türkiye’deki Sivil Hayata İntibakına Yönelik Envanter Çalışması” başlıklı yayınımız bu fikirden hareketle kaleme alındı. Emine Uçak Erdoğan ve Kemal Vural Tarlan’ın yürüttüğü saha araştırmasının sonuçlarının aktarıldığı bu raporun, alanda çalışan kuruluşlara mütevazı bir yol haritası sunacağı ümidindeyiz. 

2011 senesinden itibaren kitleler halinde Türkiye’ye sığınan Suriyeliler günlük yaşamın bir parçası haline geldi. Kampların dışında yaşayanların sayısının daha önce benzeri görülmemiş noktalara ulaşması ‘sivil toplum’un bir tepki vermesini gerektirmekle kalmadı, bir de onu, desteğini ağırlıklı olarak kamplarda yaşayanlara odaklayan bir hükümetin bıraktığı yardım boşluğunu doldurmaya zorladı. Türkiye genelinde dört şehirde (İstanbul, Ankara, İzmir ve Gaziantep) gerçekleştirdiğimiz bir yıllık araştırma projemiz, sivil toplumun ülkedeki Suriyelilere nasıl yanıt verdiğini anlamayı hedefliyor.

Syrians arriving en mass since 2011 have become part of daily life in Turkey. Their unprecedented number living outside camps has necessitated ‘civil society’ to respond, forced to fill the vacuum of assistance left by a government which has mainly focused its support on those who are in camps. Our one year research project, conducted in four cities across Turkey (Istanbul, Ankara, Izmir and Gaziantep), aimed to understand how civil society is responding to Syrians in the country.

Helsinki Yurttaşlar Derneği olarak mültecilere Türkiye'de bulundukları süre boyunca tabi oldukları hukuki çerçeve, sahip oldukları haklar ve özgürlükler konusunda genel bilgilerle birlikte, Hatay, Kilis, Antep, Urfa, Mardin, Diyarbakır ve Batman'da yardım alabilecekleri kamu kurumları ve bazı sivil toplum kuruluşlarının iletişim bilgilerini içeren broşürler hazırladık. 

Sivil toplum kuruluşları olarak başta Gaziantep olmak üzere bazı şehirlerde son günlerde Suriyeli mültecilere yönelik meydana gelen saldırılar ile linç girişimlerini endişe ile izliyoruz. Ülkelerindeki savaştan, bombalardan kaçarak Türkiye’ye sığınan 2 milyona yakın Suriyeli mültecinin güvenliklerinin sağlanması için en kısa zamanda aşağıdaki konuların yerine getirilmesi görüşündeyiz: 

Türkiye, iltica ve göç alanını düzenleyen ilk kapsamlı yasal düzenleme olan 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nu (YUKK) 11 Nisan 2013’te çıkarmıştır. YUKK, tüm hükümleri ile 12 Nisan 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Mülteci Hakları Koordinasyonu bileşeni örgütlerin de aralarında bulunduğu göç ve iltica alanında çalışan örgütlerin kimi hükümlerine ilişkin çekinceleri olmasına karşın YUKK pek çok bakımdan ihtiyaçları karşılayan bir yasa olmuştur. 

İnsan Hakları Ortak Platformu Basın Açıklaması: 

Van Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi tarafından tutulurken uğradığı şiddet nedeniyle beyin kanaması geçirerek kaldırıldığı Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 31.05.2014 tarihinde hayatını kaybeden Afganistan vatandaşı 17 yaşındaki sığınmacı Lütfillah Tacik’in ölümü ile ilgili iddialar derhal soruşturulmalıdır. 

hYd'nin de üyesi olduğu Mülteci Hakları Koordinasyonu, Afgan bir çocuğun polis tarafından dövülerek öldürüldüğü iddialarıyla ilgili açıklama yaptı: 

17 yaşında Lütfillah Tacik isimli çocuğun Van Yabancılar Şube Müdürlüğü’nde işlemleri yapılırken işkenceye maruz kaldığı, beyin kanaması teşhisi ile Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi altına alındığı ve 3 gün yoğum bakım ünitesinde kaldıktan sonra 31.05.2014 tarihinde hayatını kaybettiği iddiaları bizlere ulaşmıştır. 

Mülteci Hakları Koordinasyonu bileşeni örgütler, Türkiye’ye sığınan Suriyeli mültecilerle ilgili politika ve uygulamaları, bu kişilerin temel insan haklarının korunması perspektifinden yakından izlemektedir. Özellikle sınır bölgelerindeki giriş çıkışlar, Türkiye’de bulunan Suriye vatandaşlarının kayıt altına alınması ve Suriyelilere sağlanan hukuki korumanın niteliği ve yasal temeli ile gönüllü geri dönüş prosedürleriyle ilgili olarak en yüksek hukuk devleti standartlarına ve demokratik hesap verebilirlik gereklerine uyumlu hareket edilmesi son derece önemlidir. 

Mültecilerin Statüsüne İlişkin 1951 Cenevre Sözleşmesinin 60. yılının kutlandığı 2011 yılında, pek çok ülkede çatışma ve zulüm olaylarının tırmanması sonucu dünya genelinde mülteci sayısında son 10 yılın en hızlı artışı yaşandı. Sadece Fildişi Sahilleri, Libya, Sudan, Somali'den kaçan 876.100 kişi devletlere veya BMMYK'ya sığınma başvurusunda bulundu. 

Mülteci Hakları Koordinasyonu, 21 Mart’ta, IDC koordinasyonu ile 20’yi aşkın ülkede aynı anda başlatılan ve devletleri göçmen ve sığınmacı çocuklara yönelik alıkonma uygulamalarını sona erdirmeye çağıran küresel kampanyaya Türkiye’de start veriyor. 

Helsinki Yurttaşlar Derneği olarak 24 Mart Cumartesi günü “Evros-Meriç – Diğer Taraf” isimli belgesel gösteriminin ardından “Türkiye Yunanistan Sınırı: Göç ve İnsan Hakları” başlıklı bir panel düzenliyoruz. Son yirmi yılda Avrupa Birliği düzeyinde göç ve iltica alanlarında hayata geçirilen ortak politika ve uygulamalar Avrupa ve ötesinde göçü yeniden şekillendirdi. 

Geçtiğimiz hafta içinde komşu ülke Suriye’de 2011 Mart ayında başlayıp vahameti gittikçe artan hadiseler neticesinde ve özellikle geçen hafta Türkiye sınırına yakın Jisr Al-Shugour kentinde güvenlik güçlerinin sivil halka hücum etmesi üzerine binlerce Suriye vatandaşı Türkiye’ye sığındı. Hatay’ın Yayladağı, Altınözü ve Reyhanlı ilçelerinde Kızılay tarafından kurulan çadır kamplarda karşılanan Suriyeli mültecilerin sayısı 10 000’e yaklaştı. 

Helsinki Yurttaşlar Derneği Mülteci Destek Programı ve İltica, Sığınma ve Göç Örgütü (ORAM) tarafından 2009 yılında ilk yayını yapılan “Emniyetsiz Sığınak” raporu ülkelerinde gördükleri zulümden kaçan Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Travesti ve Transseksüel (LGBTT) sığınmacıların, Türkiye’de yaşadıkları güvenlik sorunları ile barınma, istihdam, sosyal hizmetler ve eğitim gibi hakların kullanılmasında karşılaştıkları ayrımcı yaklaşımları ortaya koyarak ilgili kurum ve kuruluşlara tavsiyelerde bulunuyordu. 

Basına ve Kamuoyuna 

Yaklaşık 1 ay önce Türkiye’ye en uzun kara sınırı olan Suriye’de başlayan protesto gösterileri gün geçtikçe şiddetlenmektedir. Suriye hükümetinin özellikle son iki haftadır göstericilere askeri önlemlerle, ağır silahlar kullanarak karşılık vermesi yüzlerce sivilin öldürülmesine binlerce sivilin yaralanmasına neden olmuştur... 

20 Haziran Mülteci Günü tüm dünyada ve Türkiye’de mülteci olgusunun ve mültecilere ilişkin sorunların hatırlanması ve bunların tartışılması adına önemli bir fırsat sunuyor. Ancak dünyada ve Türkiye’deki gelişmelere bakıldığında bu alana ilişin çok fazla iyimser olmamızı gerektirir gelişmelerin olmadığını görüyoruz. 

Go to top