saha 12 - Marmara: Dünden Yarına Bir Deniz
Marmara Denizi için ihtiyacımız ‘plan’ değil ‘eylem’ – Levent Artüz
Marmara Denizi’nin ekolojik eşikleri ve yönetimsel sorunlar – Nazlı Demirel
“Yıkıntılar arasında yaşamanın yolunu bulmak için fazlası gerekecek” – Melek Göregenli
Müsilaj bölgesel kötü yönetimin ve geç kalmışlığın bir semptomu – Murat Güvenç
Marmara Denizi’nde ekolojik yıkımın tepkisi: Müsilaj – Selahattin Beyaz
Marmara Denizi nasıl kurtulur? – Asu Aksoy
Marmara Denizi’nin korunması: Adalar’ın hukuksal durumu – Pervin Çelik
Marmara: Neler oluyor, ne yapmalı? – Melis Tantan, Muammer Hakkı Ersöz ve Özgür Aksun
Marmara Kültürleri Ağı: Ortaklaştırılması gereken bir koruma deneyimi – Halim Bulutoğlu
Sivil toplum Marmara için toplandı – Haluk Kalafat
6 Şubat’ta yaşanan kayıpların bu denli fazla olmasının gerisindeki gerekçelerin, Türkiye’nin kentleşme biçimiyle doğrudan bağlantılı olduğu; yerleşim alanlarının seçiminden imar planlarının uygulanmasına, tek tek yapıların imal sürecinden kural dışı inşa edilmiş yapıların affına bir dizi aşamada, kentleşme sürecinde yer almış faillerin sorumlu olduğu; üstelik bu sorumluluğun asıl payının geçmiş ya da mevcut kamu idarecilerinde olduğu pek çok kişi nezdinde iyi bilinen gerçekler.
saha’nın onuncu sayısında siyasal katılım temasına odaklanıyoruz.
Bu sayıda Türkiye’nin dört bir yanından seçtiğimiz örnekler üzerinden ÇED süreçlerine odaklanıyor ve nihayetinde ekolojik yıkım karşısında devlet ve hukuk nosyonlarının anlamını bu somut pratik üzerinden bir kez daha sorgulamaya gayret ediyoruz.
saha’nın bu sayısında, Boğaziçi Üniversitesi’ne yönelik müdahalelerden hareketle Türkiye üniversitelerinin yaşadığı serüvenin son kesitine odaklanıyoruz. Abone olmak için Yurttaşlık Derneği ile iletişime geçebilirsiniz: [email protected]
İlk sayısında saha’nın yola çıkış gerekçesini tarif ederken “gündelik hayatın her alanına sızan tekinsizlik ve eğretilik halinden azade olma ihtiyacı ve çabası”ndan dem vurmuştuk. Bugünün dünyasında anlamı iyiden iyiye silikleşmiş olan yurttaşlık kavramının tekrardan bir kıymeti olacaksa, bu yaygın belirsizlik halinin ve onun siyasal içerimlerinin göz önünde tutulması gerektiğini anlatmak istemiştik. Zira aradan geçen zamanda belki açıkça ortaya çıktığı üzere, belirsizliğin kural haline geldiği bir varoluş biçimi küresel otoriter dalgayı daha da yukarı taşıyor. Neticede yurttaşlık kavramının bir zamanlar ima ettiği değerler birer birer çözülüyor. Sıradan insanların geçim derdinden göç politikalarına toplumsal hayatın her boyutunda deneyimledikleri güvencesizlik halleri, özgürlüklerin kısıtlanmasına, eşitsizliklerin doğallaştırılmasına, hatta bizatihi eşitlik fikrinin bir ideal olarak dahi geçersizleşmesine kapı aralıyor. Dahası bu varoluş biçiminin kendisi otoriter siyasal figürler nezdinde bu hızlı sürüklenişe payanda oluşturuyor.
İnsani güvenlikle ilgili çalışmalarımız kapsamında üç ayda bir çıkardığımız Saha dergisinin 4. sayısı Eğitim ve Yurttaşlık başlığıyla yayınlandı. Aşağıda derginin editoryal yazısını, içindekiler bölümünü bulabilirsiniz. Yazının en altında da dergiyi PDF olarak indirecebileceğiniz link yer alıyor.
Editoryal - Fırat Genç
Eğitim alanı tüm dünyada topyekûn bir değişim geçiriyor. Modern çağda eğitime yüklenen anlamın değişmesiyle birlikte, eğitim kurumlarının kapsamı, formu, içeriği ve de eğitimin toplumsal ve politik rolü dönüşüyor. Bu paradigmatik dönüşümün en başat işaretlerinden biri, başta üniversiteler olmak üzere eğitime atfedilen “evrensellik”, “kamusallık” gibi ideallerin sorgulanması. Asırlardır yurttaşın ulus-devletle ilişkisini şekillendirmede kilit bir ideolojik rol oynayan eğitim alanı, aynı zamanda yurttaşın sahip olduğu varsayılan haklar bütününün ayrılmaz bir parçası olarak tasarlanmıştı. 1980’li yıllardan bu yana ise bu bilindik denklemin bozulduğuna şahit oluyoruz. Eğitimin ideolojik rolü ortadan kalkmasa da, yurttaşlık mefhumunun geçirdiği sarsıntıya bağlı olarak yurttaşlıkla kamusal eğitim hakkı arasındaki bağ zayıflıyor. Kamusal eğitimin özelleşmesi, eğitim alanının ticarileştirilmesi, eğitim hizmetinin parasallaşması gibi pratikler az sayıdaki istisna dışında hemen her ülkede birer vaka.
Türkiye’nin de bu genel gidişata istisna oluşturmadığı açık. 12 Eylül darbesinden bu yana birçok hükümet döneminde gündeme gelen ama çoğu kez sistematik olmaktan uzak politika müdahaleleriyle biçimlenen eğitim alanı, 2000’li yıllarda çok daha kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdi. AKP’li yıllarda bir yandan eğitime erişimin arttırılmasına dönük müdahaleler bilhassa yoksulların okullaşma oranlarını arttırırken, diğer yandan eğitim alanındaki özelleşme hiç olmadığı boyutlara vardı. Şüphesiz Türkiye’nin yakın zamanlı toplumsal dönüşüm serüveninin otoriter-popülist-muhafazakâr rengi, eğitim alanındaki maddi dönüşümü de belirliyor. Başka bir deyişle, piyasalaşma ve metalaşma süreçleriyle, organizasyonel yapısından içeriğine eğitim alanının otoriter bir karakter kazanması süreci iç içe geçiyor. Cumhuriyetin kuruluşundan itibaren eğitim alanına hâkim ideolojik karakterini veren modernleşmeci otoriter paradigma çözülüyor, yerini başka bir otoriter anlayışa bırakıyor. Bu dönüşüm esnasında hem içinde yaşadığımız dünyanın genel eğilimleri “yerli ve milli” renklerle harmanlanıyor, hem de geçmişten devralınan otoriter eğilimler yeni form ve içeriklere aktarılıyor.
Bu karmaşık ve uzun soluklu dönüşüm süreci eğitim üzerine serinkanlı bir tartışmayı hem kaçınılmaz kılmakta hem de güçleştirmekte. Türkiye gibi eğitim alanının süregiden “kültür savaşları”nın ana sahalarından birini teşkil ettiği bir toplumsal bağlamda bu güçlük katmerlenmekte. Eğitime erişim, kurumların yapısı, eğitim içeriğinin dönüşümü, eğitimin toplumsal sonuçları gibi bir dizi başlığın aynı anda tartışılmasının zorluğu bir yana, eğitim alanının Türkiye’deki farklı siyasal akımlar arasındaki ideolojik mücadelelerin ortasında yer alıyor olması dikkate alınması gereken bir etmen.
Ancak, tüm zorluğuna rağmen, eğitim ve yurttaşlık arasındaki bağları farklı perspektiflerden sorgulamanın, Türkiye’nin hapsolduğu toplumsal ve politik gerilimleri aşmaya dönük çabalara katkı sunacağı kanaatindeyiz. O nedenle siyasal gündemin tüm zorlayıcılığına rağmen saha’nın dördüncü sayısında eğitim üzerine bir tartışmaya giriş yapmayı tercih ettik. “Bir toplumsal hak olarak eğitime ne oluyor?” sorusundan yola çıkarak, her zaman olduğu gibi araştırma temelli katkılarla dosyamızı inşa etmeye çabaladık. Muradımız, özgürlükçü ve eşitlikçi bir yurttaşlığın inşasına dönük arayışlara mütevazı bir katkı sunmak.
İçindekiler:
- EDİTORYAL » Fırat Genç
- MAKALE » Hasan Tekgüç / TÜRKİYE’DE OKULLAŞMA VE ORTALAMA EĞİTİM
- SÖYLEŞİ » Meyman Serdar Morsümbül, Gerçekleştiren: Merve Erol / TÜRKİYE EĞİTİM SİSTEMİNİN BÜYÜK SINAVI: GÖÇMEN ÇOCUKLAR
- SÖYLEŞİ » Çetin Çelik, Gerçekleştiren: Fırat Genç / EĞİTİMLE AŞILMASI GÜÇ DUVARLAR ÖRÜYORUZ
- SÖYLEŞİ » Mezunlarıyla Bakalorya Programı üzerine, Gerçekleştiren: Zeynep Şarlak / MEZUNLARIN GÖZÜNDEN ULUSLARARASI BAKALORYA DİPLOMA PROGRAMI
- MAKALE » Işık Tüzün / “4+4+4”ÜN ARDINDAN TÜRKİYE’DE DİN VE ÖRGÜN EĞİTİM
- SÖYLEŞİ » İsa Babur, Gerçekleştiren: Ayşe Çavdar / İLAHİYAT FAKÜLTELERİ “DİNDAR NESİL” YETİŞTİRECEK EHLİYETTE Mİ?
- MAKALE » Sezai Ozan Zeybek / ÜNİVERSİTELERDEN ÖĞRENEBİLECEĞİMİZ NE KALDI?
- MAKALE » Kemal İnal / ÖĞRETMEN EMEĞİ: NİTELİKSEL DEĞİŞİMLERE İLİŞKİN SİSTEMİK DENETİMLERİN ELEŞTİREL BİR ANALİZİ
- MAKALE » Hakan Yücel / BİR YOKSUL MAHALLE LİSESİNDE DERS ARASI DANS PROJESİ: “TANGO YAPIYORUZ DİYE SEVGİLİ OLACAK DEĞİLİZ”
- SÖYLEŞİ » Yılmaz Pirli ile İnsan Kaynakları dünyası üzerine, Gerçekleştiren: Zeynep Şarlak / “İNSANA YAPILAN YATIRIM ŞİRKETE DAHA ÇOK KATMA DEĞER GETİRİR”
Saha'nın yeni sayısını aşağıdaki linkten PDF olarak indirebilirsiniz. Basılı olarak edinmek isterseniz [email protected] adresine e-mail gönderebilirsiniz.
Toplumsal mutabakat, barış ve insani güvenlik alanındaki çalışmalarımız kapsamında 3 ayda bir yayınladığımız saha dergisi bu sayısında göç meselesine yurttaşlık kavramı ve pratikleri üzerinden bakıyor.
saha dergisinin 1. sayısını PDF olarak indirebilirsiniz.















